TNF Kapadokya Ultra Trail 2015 Raporu

Yazar :  Derya DUMAN | PEYZAJ MİMARI | DOĞA REHBERİ

Zaman ne kadar da çabuk geçiyor.

2014 Eylül ayının ilk haftası  idi sanırım  Sertan ve Serkan kardeşler ile The Northface Ultra Trail CCC yarışma dönüşü Serkan’ın italya Laverado’da ki evinde oturmuş patika koşularından  bahsediyorduk ki Sertan 2014 yılında Türkiye’de Kapadokya bölgesinde yapılabilecek harika bir patika yarışının başlıklarından bahsetmeye başladı Bana ve Eşim Arzu’ya…

3 Senedir Fransa’da yapılan The Northface Ultra Trail koşularına keyifle katılıp, bitiren bir patika koşucusu olarak bu yarışı heyecanla bekleyeceğimi ve mutlaka katılacağımı söylemiştim onlara. Takvim 26 Ekim 2014 Cumartesi gününü gösteriyordu ki The Northface Kapadokya Ultra Trail 62K etabında keyifle koşup yarışı bitirmiştim bile. Nereden nereye diyordum kendi kendime.

TNF Kapadokya 2015 - Derya Duman (3)

Zamanın akışını durdurmak mümkün değil, yaşam felsefemiz gereği her günü bir öncekinden güzel ve dolu dolu yaşamaya çalışıyoruz eşim Arzu ile. İşte 2015 yılı da böyle keyifle dolu dolu geçen senelerden birisi oldu Bizim için.

2015 Nisan ayından İznik ultra Maratonu 83K da, temmuz ayında Anadolu Dağ Maratonu’nda, Ağustos ayından Salcano  Kapadokya Bisiklet Festiveli 92K Granfondo da ve şimdi  yeninde The Northface Kapadokya Ultra Trail 110K da. O beklenen an geldi ve Ben de yarışma için elimden geldiğince iyi hazırlanmaya çalıştım. Her yarış bir sonra ki yarışma için çok iyi bir antrenman oldu Benim için.

Günlerden 23 Ekim 2015 Cuma Sabah evden Ürgüp istikametinde arabamız ile yola çıkıyoruz. Eşim Arzu ve Raidlight Takım arkadaşım Kemal Abi ile birlikte geçen 3.5 saat sonunda Ürgüp’teyiz.

Ürgüp merkez de fuar alanı yine bir çok koşucu ve patika koşu tanıtım ve ekipman standları ile dolup taşmış. Yurt dışı yarışlarından hiçbir farkı olmayan hareket dolu Ürgüp meydanı adeta Bizi içine çekiveriyor. Koşucu dostlar ile başlıyoruz sohbetlere. Tüm koşu sever dostları bu yarışlar vesile ile bir arada görmek Bizleri Mutlu ediyor.

TNF Kapadokya 2015 - Derya Duman (7)

Zaman kaybetmeden yarışma kaydı ve ekipman kontrollerimizi yaptırıyor ve devamında yapılacak yarışma toplantısına katılıp parkur ve organizasyon hakkında gerekli bilgilendirmeyi alıyoruz. Ve her sene olduğu gibi bu senede yarışma öncesi tüm sporculara verilen akşam yemeğinde buluşuyoruz. Keyfimiz yerinde yüzlerimiz gülüyor. Yarışma öncesi mutivasyonumuz oldukça yüksek, enerjimizi yarın ki yarışmaya hazır hale getiriyoruz.

Geçen sene olduğu gibi bu senede rutinimizi bozmuyor ve başlangıç noktasına çok yakın olan park alanında çadırımızı kurup dinlenmek üzere çadırımıza çekiliyoruz. Çadır da kalmak Bana dinginlik veriyor. Son hazırlıklarımızı çadır içinde yapıyor, koşu sırasında gerekli ekipmanları itina ile çantamıza yerleştiriyoruz.

Bu sene eşim Arzu da 36K lık etapta yarışmaya katılacak. Geçen sene koşulan parkurun ne kadar güzel olduğunu hem ara istasyonlarda çektiği fotoğraflar ile gözlemledi hem de koşan her yarışmacının parkur hakkında ki olumlu görüşleri Onu da bu sene ki yarışmada müsabık olarak yer almasına yetti.

Saatimiz 4:00 ı gösteriyor dingin bir şekilde kalkıyoruz. Yarışma saat 7:00 da başlayacağı için öncesinde sıkı bir kahvaltı ve çadırı toplamamız gerekiyor. Kamp alanımızın yanı başına ki piknik masası güzel bir kahvaltı hazırlamamız için harika bir olanak sunuyor Bize. Çaylarımızı içip yarışmaya uygun güzel bir kahvaltımızı yapıp saatler 6:30’u gösterirken başlangıç noktasına doğru harekete geçiyoruz. Etraf yine şenlenmiş, koşucular her yerden başlangıç noktasına geliyorlar.

 

TNF Kapadokya 2015 - Derya Duman (6)
110K öncesi dostlar ile start noktasında…

 

Bu sene tüm parkurlarda katılımın neredeyse geçen seneye göre 4 ya da 5 kat artış göstermiş olması yarışmaya ayrı bir renk ve heyecan katacak belli ki. Başlangıç noktasında 60K ve 110K koşucuları aynı anda başlayacak yarışmaya. Nerdeyse 400’e yakın koşucu heyecan içinde atacakları ilk adımı bekliyorlar. Organizasyon her türlü hazırlığı en ince detayına kadar düşünmüş bu senede kameralar tepemizde tv kanalları çekim için koşunun başlamasını bekliyorlar. Bu arada Arzu koşucu dostlarımız ile birlikte yine güzel karelerimizi çekiyor. Neyse ki onların koşusu saat 10 da başlayacak ve fotoğraf çekimi ardı hazırlanmak için yeterince vakti olacak.

Ve saat 7:00 heyecanla beklenen o an geldi. Artık bu saatten sonra yarışmayı keyifle bitirmek üzerine odaklanıyor ve koştuğum her dakikadan keyif almaya bakıyorum. Her yarışta olduğu gibi yine hızlı bir başlangıç yapıyor sporcular. Bir anda doluyor yollar rengarenk kıyafetler içinde yüzlerce patika koşucusu ile. Canlanıyor Ürgüp’ün o daracık, taş kaplı sokakları.

Bu sene geçen seneye göre hem ekipman olarak hem de kondisyon olarak daha iyi durumdayım. Raidlight’ın özellikle Response Gillete 8ltlik yelek çantası koşu için harika bir çanta. Yelek gibi giyiliyor olması, içine yerleştirdiğim ekipmanları çok güzel muhafaza edip gerektiğinde eksilen ekipmanlar ölçüsünde küçülmesi çok güzel. Koşarken vücutla bir bütün oluyor ve sanki sırtınızda çanta yokmuş hissiyle koşturuyor koşanı.

60K ve 110K koşucuları Ürgüp sokaklarını arkamızda bırakıp ön grup ile birlikte başlıyoruz Kapadokya’nın o muhteşem güzellikte patikalarında koşmaya. Kendi tempoma uygun olduğunu düşündüğüm bir grup bulmaya çalışıyorum. İlk istasyona kadar oldukça rahat ama bir o kadar da yüksek bir tempo ile koşarak yolumuza devam ediyorum, Ankara’dan arkadaşım Ergün ile birlikte. 1 saat gibi kısa bir süre de ilk istasyonumuza (İbrahimpaşa) ulaşıyoruz. Sabah kahvaltısının etkisi ile bir süre koşu Beni zorlasa da bu noktadan sonra iyice açılıyor ve uygun tempomu yakalıyorum. İstasyondan ayrılmamızın üzerinde çok geçmiyor ki beklenen yağmur başlıyor. Neyse ki ekipmanların Beni bu yağmurda üzmeyecek kadar iyiler. Yağmurun uzun süre devam edeceğini bildiğim için uygun bir yerde üzerime raidlight ulra light yağmurluğumu giyip yoluma devam ediyorum. Yağmur ve kötü hava da koşmak konusunda Yurt dışı yarışlarından dolayı oldukça tecrübe kazandığımı ve bu hava şartlarının Benim için avantajlı bir durum yarattığını düşünerek yoluma devam ediyorum.

Zeminin giderek ağırlaşması özellikle 2. İstasyona giderken geçtiğimiz Zemi vadisinde akan dere ve zeminde ki çamur ve dik inişlerin olumsuz yanlarını kendim için bir avantaja dönüştürüp oldukça rahat bir tempo ile önümde koşan bir çok yarışmacıyı bu noktada geçerek yoluma devam ediyorum. Zemin oldukça kaygan olsa da uygun bir patika ayakkabısı ile bu yollarda uygun basış teknikleri ile koşarak yola devam etmek mümkün.

Hava yağışın etkisi ile taşan derelerin kah içinde kah kıyısından köşesinden geçerek koşmaya devam ediyorum. Aladağlar Sky Trail koşusunda ayak topuklarımın patlaması sonucu yaşadığım sıkıntıları bu yarışta da yaşayıp ayaklarımın tabanın patlamaması için mümkün mertebe suların içine çok girmeden bir balet gibi sağa sola atlayarak gitmek koşu işini zorlaştırsa da ayaklarımın patlaması ve yarışın kalan kısımlarında çekeceğim sıkıntıların yanında Beni çokta fazla zorlamıyor. Bu yarış öncesi ilk defa denediğim bir yöntem ile ayaklarıma yaktığım kınanın ayak derisini sertleştirip bu tür koşularda sıkıntı yaşamadan koşa bilmemi sağlayacağını da Aladağlar yarışında öğrenmiş olmanın rahatlığı ile devam ediyorum yoluma. Bakalım yarış sonunda bu yöntemin ne kadar faydalı olacağını göreceğiz. 2. İstasyona ( Uçhisar ) geldiğimde artan yağmurun da etkisiyle oldukça fazla ıslanan kıyafetlerimle beraber biraz içimi ısıtmak amaçlı sıcak bir şeyler içip ufak tefek bir şeyler atıştırıp yoluma fazla zaman kaybetmeden devam ediyorum. Artık yağmura iyice alıştık kimi zaman hızlanıp kimi zaman yavaşlıyor olsa da hem parkurun hem de yağmurun keyfini çıkartmaya çalışıyorum.

 

TNF Kapadokya 2015 - Derya Duman (4)
Yarışma öncesi Raidlight standı önünde fotoğraflarımız ile…

 

Uçhisar istasyonundan sonra Göreme istasyonuna kadar neredeyse büyük bir kısmı iniş olan hızlı bir etap Bizi bekliyor. Özellikle inişlerde bacaklarımı fazla zorlamıyorum. Biliyorum ki bu tip yarışların en sıkıntılı kısımları iniş, bir de hava yağışlı ve zemin böyle çamur ve kaygan ise dikkati iki kat arttırmak gerekiyor.

Özellikle iniş boyunca kullandığım ayakkabının iç tabanın sürekli ayak içinde öne kayması sonucu oldukça fazla sıkıntı yaşıyorum. Salomon XT Wings 3 taban konusunda güvendiğim ama iç taban konusunda oldukça başarısız bir ayakkabı. Özellikle yağışlı havalarda, dik inişlerde ayakkabının iç tabanı sürekli ayak içinde kayıp ön tarafta toplanıp parmakları sıkıştırıp yola devam etmeyi işkence haline getiriyor. Bu nedenle bir çok yerde durup ayakkabıyı çıkartıp tabanları tekrar düzeltip yola devam etmek zorunda kalıyorum. Koşu boyunca tozluk takıyor olmam ayakkabıyı çıkartıp tabanı düzeltip tekrar giyebilmemi oldukça zorlaştırıyor. Bu durumdan dolayı gereksiz yere epey zaman kaybediyorum. Bundan sonra ki patika yarışları için farklı bir ayakkabı modeli denemek için notlarımı alıyorum.

36.km Göreme istasyonuna geldiğimde neredeyse bacaklarım koşu için tam performans çalışmaya başlamış, enerjim ve mutivasyonum oldukça yerinde çok kısa bir su molası verip yoluma devam ediyorum. Sırada 4. İstasyon noktası Çavuşin’e kadar devam eden Akdağ’ın oldukça keskin yamaçlarından koşarak geçmek var. Bu arada nerdeyse öğlen olmak üzere, bu yamaçları geçerken oldukça dikkat etmek gerekiyor keza sol taraf oldukça dik ve kayıp düşmeniz durumunda sakatlanmanız olası.

Şanslıyım ki bu etaba geldiğimde yağmur duruyor ve güneş açıyor. Bir süre sonra üzerimde ki yağmurluğu çıkarıp yakıcı güneş ile mücadeleye başlıyorum. Koşu sırasında uzun bir süre Kazakistan’dan gelmiş öğrenci bir arkadaşımız ile sohbet ederek yoluma Çavuşin’e kadar devam ediyorum. Ne güzel arkadaşımız Kazakistan’dan bu yarışma için Türkiye’ye gelmiş hem tatil yapıyor hem de yarışıyor 62K etabında. Çavuşin’ e geldiğimde yine kısa bir mola veriyoruz. Akdağ Çavuşin arasında Ergün ile yollarımız yeniden kesişiyor. Çavuşin istasyonunda birlikte bir şeyler yeyip içip yola devam ediyoruz. Önümüzde Bizi bekleyen dik bir tırmanış var. Akdağ’ın keskin sırt hattını takip edip yola dağın zirvesi boyunca devam ediyoruz Kapadokya’nın o eşşsiz manzarasını tepelerden seyrederek.

 

TNF Kapadokya 2015 - Derya Duman (8)
Yarışın başlamasına dakikalar kala…

 

Beşinci İstasyon Akdağ’a geldiğimiz de neredeyse yarışın ilk etabı bitmek üzere olduğu ve yolun Ürgüp’e kadar olan 10kmlik kısmın nispeten dümdüz olması nedeniyle hızımızı zemine uygun bir şekilde arttırıp saatimiz 14:15’i gösterirken Ürgüp istasyonuna ulaşıyorum. Bu arada istasyona girer girmez numaramı okutmak yerine Dropbag ( yedek ekipmanları bıraktığım çanta) arama derdine düşüyorum. Keza göğüs numaram 966yi çanta üzerine ters yapıştırdığım için numaram 996 olarak okunduğundan görevli arkadaşlar ve Benim uzun bir süre çantayı aramız gerekmesi Bana epeyce bir zaman kaybettiriyor. Çantamı bulup istasyon görevlilerine geldiğimi haberdar edip, üzerimde ki yarı ıslak ve çamurlu kıyafetleri değiştirmek için mücadele etmeye başlıyorum bu sefer. İstasyonda çok uygun bir yer olmaması tuvaletlerin ve duşların gelen 60K ve diğer sporcular tarafından yoğun bir şekilde kullanılıyor olması üzerimi değiştirip yoluma devam etmemi oldukça uzatıyor. Neredeyse herkesin gelip kısa bir süre kalıp gittiği bu ara istasyonda en uzun süre Ben kalıyorum. 40 dakika sonunda üzerim değişmiş, yeni kıyafetler ile kalan 50Klık etaba kafa ve bedenen hazır hale gelmiş bir şekilde istasyondan ayrılıyorum. Bu arada üst baş derdinden neredeyse hiçbir şey yemeden yola çıkmak zorunda kalıyorum. Keza daha fazla zaman kaybetmek istemiyorum ve yanıma yiyecek ufak tefek şeyler alıp yolun kalan kısmını olabildiğinde gün ışığında giderek bitirmek için hafif tempo koşmaya başlıyorum.

Artık yoluma 110K sporcular ile devam edeceğim. Yarışın Benim için 2. Etabının başlamasıyala neredeyse uzun bir süre tek başıma ilerliyorum. Önümde koşan birilerini görmem ancak tırmanış etabına geldiğimde mümkün oluyor. Yukarılarda nokta gibi görünen birkaç yarışmacıyı hedefliyorum. Tempomu arttırıp her zaman ki gibi tırmanış etaplarında oldukça rahat bir şekilde yoluma hızlı bir şekilde devam ediyorum. Bir süre sonra önümde koşan yabansı sporcuları yakalamaya başlıyorum. Keyfim yerinde yeni ekipmanlar ve özellikle kuru bir ayakkabı hızımı oldukça fazla arttırıyor. Havada artık koşu için oldukça uygun bir hale geliyor,  giderek serinliyor ve Benim için koşu daha keyifli hala geliyor Yedinci istasyon Platoya yaklaşırken gün batımına karşı harika bir manzara ile karşılaşıyorum. İnanın orada olmanın ve bu sene 110k koşmanın keyfi Benim için daha fazla anlam kazanıyor. Platoya geldiğimde artık hava yavaş yavaş kararmaya ve serinliğini hissettirmeye başlıyor. Önümde Caner ve Güven Ben geldiğimde istasyondan ayrılıyorlar. Ben de çok kısa kalıp Ürgüp’te kaybettiğim onca zamanı bir şekilde telafi etmeye çalışıyorum. Ayrıca artık hava kararmaya başladığı için yoluma önümde giden bir kaç sporcuyu yakalayarak devam etmem, yolumu bulabilmek adına, Bana avantaj sağlayacak.

Neredeyse 80.km ye kadar kafa lambamı takmadan ay ışığından faydalanarak devam ediyorum yoluma. Fakat artık zemin ve işaretleri okumak için kafa lambasının takılma zamanı geliyor. Bu arada önümde aralıklarla giden koşucuları kafa lambalarından rahatlıkla görebiliyor ve rotamı işaretleri ve koşucuları takip ederek bulabiliyorum. Organizasyon hava karardıktan sonra özel noktalara ışıklı flaşörler asarak koşucuların kaybolmaması için oldukça fazla çaba sarf etmiş. Fakat yine de zaman içinde koşulan mesafenin yarattığı yorgunluk ile birkaç noktada işaretleri gözden kaçırıp bir süre hatalı gidip geri dönmek zorunda kaldığım olmuyor değil. Ne kadar çok işaret olsa da işaretlere odaklı gitmediğiniz sürece izden çıkmanız çok zor olmuyor bu koşullarda.

Karlık istasyonuna geldiğimde değerli koşucu dostlarım Aykut, Cemil ve Aysen Bizleri karşılayıp özel olarak ilgileniyorlar. Özellikle Cemil ve Aysen’in o gün 60K da yarışmacı olarak koşmaları ve devamında koşuculara yardım için istasyonda görev almaları gerçekten çok hoşuma gidiyor. Karşılıksız paylaşım en üst düzeyde oluyor bu tür yarışlarda. İşte bu da patika koşuları için çok özel bir durum… Karlık istasyonundan ihtiyaçlarımı karşılayıp yine zaman kaybetmeden yoluma devam ediyorum. Sırada önümde Beni bekleyen Aykut’un deyimizyle iddialı bir tırmanış var. Ama tırmanışlar bu işin en keyifli kısmı. Emin adımlar ile yoluma devam ediyorum. Tırmanışın bitiminde asıl önemli olan ve gece karanlığında ciddi bir dikkat gerektiren sıkı bir inişe geliyoruz. Bu noktada arkamızda bıraktığımız 95kmnin yorgunluğu ile pür dikkat ilerlemek gerekiyor. En ufak hatada düşüp sakatlanmak içten bile değil. Keza iniş dik bir pasajında Bende kayıp düşüyorum. Bu yarışmada baton kullanmadan koşmayı tercih ettim. 110kmlik koşu boyunca keşke batonum olsaydı dediğim birkaç noktadan birisi idi Karlık inişi. Ama yapacak bir şey yok. Bacaklarımı fazla zorlamadan inişi tamamlayıp Mustafapaşa istasyonuna varıyorum. Ve sürpriz karşımda Sevgili Eşim Arzu oda 36kmlik koşusunu başarı ile tamamlamış ve 110K da koşan sporculara destek için bu istasyona gelmiş. Tabi onu görünce yüzüm gülüyor, keyfim iyice artıyor. İstasyon bir kahvehane içinde gelenlere sıcak bir şeyler ikram ediyor gönüllüler. Bende bir çorba içiyorum. Bu arada dışarıda havanın ne kadar soğuk olduğunu içeri girince fark ediyorum. Herkes kahvehanede yanan sobanın başında oturuyor. Koştuğumuz için havanın ne kadar soğuk olduğunu fark etmek pekte mümkün olmuyor. İçeride Arzu ile biraz uzunca vakit geçiriyorum ve yolun kalan son 10kmlik kısmı için iyice enerji depoluyorum. Bundan sonrası artık kolay. Daha ziyade düz ya da inişlerin olduğu Ürgüp’e kadar olan son kısım da herşey bitti derken yine yağan yağmurun da etkisi ile coşan derenin içine giriveriyor rota. Tam da ayaklarımı patlatmadan bir yarış bitireceğim dediğim anda bu dere nereden çıktı diyorum kendi kendime. Çaresi yok su oldukça yoğun bir şekilde akıyor ve kıyıdan köşeden geçmek otlar ve çalılar nedeniyle oldukça zor. Bir karar vermem gerekiyor. Ya dereye dalıp bata çıka gideceğim ya da ayaklarımı ıslatmadan yoluma kuru bir şekilde dalların budakların arasından kendime yol arayarak gideceğim. Ayaklarımı ıslatmadan gitmeye karar veriyor ve otların çalıların arasına dalıyorum. Tamda yarış bitti derken belki de 1km boyunca dere yatağının bir sağına bir soluna atlaya zıplaya devam ediyorum yoluma. Bu arada Karlık inişi sağ ayak bileğimin kötü bir şekilde dönmüş olması atlama zıplamanın da etkisi ile bileğimi iyice zorluyor. Neyse ki ciddi bir problem yaşamadan ve en güzeli hiç ıslanmdan çıkıyorum dere yatağından. Bu arada epey arkamdan gelen birkaç yabancı yarışmacı dere boyu koşarak geldiği için neredeyse yakalıyor Beni. Yolun kalan kısmı artık çok kısa. Ürgüp’ten sesler geliyor kulaklarıma. Kısa bir süre sonra Ürgüp sokaklarından geçerek alkışların arasında ulaşıyorum finish tagına. Eşim Arzu yine büyük bir sevinçle karşılıyor Beni. Ve bir yarışın daha sonuna varıyorum. Geçen sene büyük bir keyifle koştuğum 62K etabının bu sene tamamını daha da büyük bir keyif alarak koşuyorum. Her yarışma Benim için kendimi tanımak ve bir adım ileri gitmek adına büyük önem taşıyor. Bu sene 110Klık bu parkurda da kendimce bir sürü ders çıkartıyor ve bir çok şey öğreniyorum.

16:17 dakikalık keyifli mücadelenin sonunda yüzlerimiz gülüyor. Yarışmayı 30. olarak Raidlight takımının bir sporcusu olarak tamamlamış olmakta ayrı bir mutluk oluyor Benim için. Keza yarışmayı bitiren ilk 20 sporcunun yabancı ülkelerden geliyor ve patika koşuları konusunda Bizlere göre çok daha tecrübeli olduklarını düşünülecek olursa, ileriki yarışlarda daha iyi antrenmanlar ile daha iyi dereceler yapabilecek olmak yeni hedefim oluyor.

Güzel geçen 2015 yılı sonunda neredeyse geldik sezon sonuna, 15 Kasımda koşacağım 37. Avrasya Maratonu ardı 2015 sezonunu bitirip 2016 sezonu için yeni hedef yarışlar koyup hazırlıklarıma başlayacağım.

Birkaç güzel sözle raporuma son vermek istiyorum.

Yarışma öncesi ve yarışma sonrası her daim yanımda olan ve Bana her türlü konuda desteğini eksik etmeyen sevgili Eşim Arzu’ya  kocaman bir teşekkür …

TNF Kapadokya 2015 - Derya Duman (10)
Yarış biter, devamında harika bir keyif ve güzel anılar kalır, takii bir sonra ki yarışa kadar

Raidlight takımının bir üyesi olarak sevgili Emre Tok ve Raidlight ailesine Bana sağladığı destekten dolayı teşekkür etmek isterim.

Böylesi güzel bir yarışmayı camiamıza kazandıran Sertan – Serkan Girgin kardeşlere – Argeus ekibine ve istasyonlarda vazifelerini canı gönülden yapan gönüllü tüm arkadaşlara teşekkürü bir borç bilirim.

Yarışmaya katılan, bitiren ya da bitiremeyen tüm koşucu arkadaşlarımı da canı gönülden tebrik etmek isterim. Seneye bir çok patika koşusunda yeniden bir arada olmak üzere.

Kalın sağlıcakla. Dumanica…

Tags:Derya Duman, Kapadokya Ultra Trail, , TNF kapadokya ultratrail, ultra maraton

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s